Muhtemelen biliyorsunuzdur ama yine de tanıtmak istedim Lonely Planet'i. Yıılar evvel 2 Avustralyalı hippi tarafından oluşmaya başlayan bir fikrin büyümüş, hatta yaşlanmış hali, kitaplar silsilesi, ya da onların deyimiyle "a must". Gezmeden evvel sırt çantanıza koymanız gereken bir şey gerçekten de. Biraz içeriğinden bahsedeyim.
Kitabın içindekiler kısmına baktığınızda zaten güzel bir şey olduğu anlaşılıyor; gideceğiniz yer hakkında kısa bilgiler, oranın tarihi, görülmesi gereken yerler, konaklama, ulaşım, restaurant-café-bar-pub bilgileri vb. İlk önce harita karşılıyor sizi, acil ihtiyaç durumunda uğranması gereken yerler olan hastaneler, polis istasyonları ve eczaneler ile birlikte marketler ve restaurantlar sıklıkla işaretlenmiş. Daha sonraki sayfalarda kısa tarihi bilgiler var genel olarak. Bölgeleri kafalarına göre gruplamışlar, mesela Türkiye için 6-7 tane bölge var, kuzey, güney, kuzeybatı gibi. Gideceğiniz yere rahat ulaşabilmeniz için farklı renk kartlarıyla ayrılmış sayfalar. Bulduktan sonra gideceğiniz yeri, o sayfada yine kısa bir tarihi bilgi var, ardından da gezilecek yerler sıralanmış daha da detaylı bir haritada belirtilerek. Restaurantların, otellerin vs adresleri, telefonları ve hatta o ülkenin para biriminde fiyat aralıkları da mevcut. Aldığınız kitap muhtemelen 1 ya da 2 yıl önce illa ki güncellenmiş olacağından-yılda bir güncelleniyor- para konusunda farklılık pek olmayacaktır. Ayrıca o ülkede konuşulan dilde sık kullanılan ve yahut oradayken kullanacağınız kelimelerin karşılıkları da mevcut.
Gezmeyi seviyorsanız, dahası gezebiliyorsanız mutlaka alın ve inceleyerek gezin, geze kalın!
Burası Tarih, Sinema, Kitap, Eğlence, Müzik, Spor ve daha fazlası hakkında kişisel bir blog olmaktadır. Şimdilik pek bir şey yok idare edin artık.
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gezi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
6 Ağustos 2010 Cuma
27 Temmuz 2010 Salı
Tarlabaşı

İstanbul'un sevilmeyen çocuğudur Tarlabaşı.İsmi geçtiğinde hep şüpheyle bakılır bu semte ki bakanlarda çok haklıdır.Size bu çocuktan bahsetmek istiyorum.Ablamın evi oradaydı ki her hafta sonu ziyaretine giderdik.Sokaktan içeriye girildiğinde burnunuzu rahatsız edici midye kokusu gözünüzü de iki bina arasına asılan çamaşırlar işgal eder.Dikkatinizi topladığınızda üstüne gelen arabadan hiç korkmayan çocuklar,oranın yerlisi olmuş kadar olan aynı zamanda çok rahat olan siyahiler ,üstünüze düşecek diye korktuğunuz binalar ,midye ayıklayan genç kızlar,karşılıklı sandalyelere oturmuş çoğunlukla kirli sakallı abiler ,sakalsız amcalar ,köşelerde yatan köpekler zihninizi meşgul etmeye başlar .Buranın binaları genellikle beş katlı her bir katta da bir daire (daire dediğime bakmayın 2 odadır çoğu) vardır.Çöp konteynırı çok az vardır burada ve insanlar konteynıra kadar gitmez direkt fransız balkonundan atar çöpünü.Hatta her binada yazar buraya çöp atanın anasını ...Dış işlerinde bağlı iç işlerinde neler olduğu bilinmeyendir.Hemen 200 metre yukarısındaki cadde perukçularla,erotik shoplarla doludur.Önündeki kaldırımlarda travestiler fink atar ki laf atmamanızı tavsiye ederim.500 metre yukarısındaki İstiklal caddesiyle olan her türlü farklılığı dikkatinizi hemen çeker.Buranın etnik kökeni çok çeşitlidir.Çingenesi ,kürdü,siyahisi var anam var.Geceleri torbacılar, travestiler,hırsızlar işbaşı yapar kavgaları eksik olmaz.Sabahları seyyar poğaçacılar geçer,taze poğaçalarım var diye bağırır, bayat poğaçalar satılır.Şimdilerde kentsel dönüşüm projesi altında binalar yıkılıp aralarına çamaşır asılamayan modern! binalar yapılacak.Öyle gerek görmüşler.Eşkiya filmi de burda çevrilmişti izlemişseniz hatırlarsınız.Kısacası hep yerinde sayar, hiç büyüyemez bu sevilmeyen çocuk göze hoş gelmez bir türlü.Kendi yağıyla kavrulur .Özünü kaybetmeden gelişmesi dileğiyle.
24 Temmuz 2010 Cumartesi
Datça üzerine
Gezi yazılarıma en kötüsünden başlıyorum, Datça ile...
Efendim öncelikle Datça hakkında bir iki bilgi vermem lazım gelir ki ben de öyle yapacağım. Datça Türkiye'nin en güney-batı ucunda yer alan bir yerleşim yeridir.Hem Ege ile hem de Akdeniz ile kıyısı olan bu yerde güzel manzara bulmanız olasıdır.
Efendim öncelikle Datça hakkında bir iki bilgi vermem lazım gelir ki ben de öyle yapacağım. Datça Türkiye'nin en güney-batı ucunda yer alan bir yerleşim yeridir.Hem Ege ile hem de Akdeniz ile kıyısı olan bu yerde güzel manzara bulmanız olasıdır.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
